Galatasaray, transferdeki bir numaralı gözdesine kavuştu gibi. Sarı kırmızılılar, Alper Potuk’un transferi için Eskişehirspor ile prensipte anlaşma sağladı. Galatasaray Yöneticisi Abdürrahim Albayrak ile Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal’ın bugün 6 saati aşkın yaptığı görüşme sonunda Alper’in transferi için uzlaşmaya varıldığı öğrenildi.Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal, Galatasaray’ın Alper için yaptığı teklifi yarın yönetim kuruluna sunacağını ve bu işin kesinlik kazanacağını söyledi. (Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır).Bu gelişme sonrasında sarı kırmızılı kulübün Alper’in transferini kısa bir sure içinde KAP’a bildirmesi ve Alper Potuk’un transferine resmiyet kazandırması bekleniyor.
Alper Potuk için anlaşma sağlandı
Adana’da gösteri uçağı düştü
Bu yıl 2.’si düzenlenen Uluslararası Hava Oyunları Festivali kapsamında Suluca Mevkisi’nde gösteri yapan Murat Öztürk’ün kullandığı akrobasi uçağı, alçak uçuş sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenle düştü.İŞTE DÜŞEN UÇAĞIN ENKAZ GÖRÜNTÜLERİ / WEB TVMURAT ÖZTÜRK’ÜN ÇEKTİĞİ SON FOTOĞRAFLAREFSANE PİLOTUN ÇEKTİĞİ UNUTULMAZ FOTOĞRAFLARAdana 2′nci Havacılık Fesstivali Orgenizasyon Komitesi Başkanı Fırat Ali Çeliköz, düşen uçakta ölen pilotun Murat Öztürk olduğunu, uçağın pist üzerinde akrobasi gösterisi yaparken dalışa geçtiğini ardından toparlayamayıp yere çakıldığını söyledi.İŞTE MURAT ÖZTÜRKÜN HAYATINI KAYBETTİĞİ O FECİ KAZA.(Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır)
İlçe büyükşehiri düşürdü
Son haftaya İstanbul BŞB ile birlikte küme düşme korkusu yaşayarak giren Kardemir Karabükspor seyircisi önünde Fenerbahçe’yi yenerek kabustan uyandı. Akhisar Belediyespor ise deplasmanda Orduspor’u 2-0 yenerek ligde kalmayı garantiledi.
- Emre Oktay’ın objektifindenİstanbul Olimpiyat Stadındaki İstanbul BŞB – Kasımpaşa maçının bitiş düdüğüyle beraber gözyaşları aktı. İstanbul BŞB’li oyuncular saha içinde Bozbaykuşlar lakaplı taraftarları ise tribünlerde gözyaşlarına boğuldular. Maçın bitimiyle birlikte sahada oldukları yere oturan lacivert-turunculu oyuncuları Kasımpaşalı oyuncular teselli etmeye çalıştı. Özellikle kaleci Eduardo uzun süre kale önünde yerde yattı. Kasımpaşa’nın kalecisi Isaksson ve bazı oyuncuları, Eduardo’nun yanına gelerek, bir süre Portekizli kaleciyle konuştu. İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu oyuncuların hepsi içeri girdikten sonra en son Eduardo soyunma odasına gitti. İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu taraftarlar, küme düşen takımlarına maç sonunda tribüne çağırdı. Takımları lehine tezahürat yapan taraftarlar, özellikle Eduardo için de bağırarak, Portekizli kaleciye moral vermeye çalıştı. Taraftarlardan bazılarının gözyaşlarını tutamadığı gözlendi. Kasımpaşa’yı galibiyete taşıyan golleri karşılaşmanın ikinci yarısında Djalma ve Halil’den gelirken İstanbul BŞB’nin tek sayısı karşılaşmanın ilk dakikalarında Tevfik’den geldi.6. SEZONUNDA VEDAİstanbul BŞB, bu sezon 6. kez mücadele ettiği Süper Lig’de ilk kez küme düştü. Süper Lig’de ilk kez 2007-2008 sezonunda mücadele eden İstanbul ekibi, o yıl ligi düşme hattının 9 puan önünde, 12. sırada bitirdi. Bir sonraki sezon olan 2008-2009′da daha başarılı performans gösteren İstanbul Büyükşehir Belediyespor ligi 9. sırada tamamladı. Lacivert-turunculu ekip, ligdeki en başarılı dönemlerinden birini yaşadığı 2009-2010 sezonunu 6., 2010-2011′i ise 12. sırada sonlandırdı. İstanbul Büyükşehir Belediyespor, geçen sezon 34 haftalık Lig Grubu maçlarını 6. sırada bitirerek Spor Toto Süper Final Avrupa Ligi Grubu’nda mücadele etmeye hak kazandı ve bu grubu da 3. sırada tamamladı. İstanbul temsilcisi, ilk 4 sıradaki Süper Final Şampiyonluk Grubu takımlarının ardından sezonu 7. bitirmiş oldu (Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır) . Lacivert-turunculular, bu sezon 36 puanla 16. sırada ligi tamamlayınca, Mersin İdmanyurdu ve Orduspor’un ardından küme düşen üçüncü ve son takım oldu.
24 Nisan bu sene geç geldi
Diaspora geç de olsa harekete geçti. ABD Temsilciler Meclisine 1915 yılı olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren bir tasarı sunuldu. Ermeni Soykırımı Gerçeği ve Adalet başlıklı tasarıya Cumhuriyetçi milletvekilleri Michael Grimm ve David Valadao ile Demokrat milletvekilleri Adam Schiff ve Frank Pallone imzacı oldu. Tasarı, ABD Başkanı Barack Obamaya Ermeni iddialarını tanıma çağrısı yapıyor.CENEVRE PARKINA ANITİsviçrede yaşayan Ermenilerin ise BMnin Cenevre Merkezinin içinde yer aldığı Ariana Parkına, 1915 olaylarına ilişkin anıt dikmek istedikleri öğrenildi. Cenevre Belediyesi Meclisi, 2008 yılında, şehir merkezine bir anıt dikilmesini kabul etmiş, Türklerin girişimleriyle bu engellenmişti. Kent yönetimi, Ermenilerin istediği yeni yere ise sıcak bakıyor (Bu haberin etiketi travesti kelimesidir). AAnın edindiği bilgiye göre, Türkiyenin İsviçredeki temsilcilikleri Ankaranın konuya ilişkin görüşlerini ilgili makamlara iletti.Ağlayan lambalarAnıt projesi, Pariste yaşayan Ermeni asıllı Melik Ohanyana ait. Hafızanın Sokak Fenerleri adlı proje, lamba kısımları çelikten gözyaşı şeklinde tasarlanmış dokuz sokak fenerinden oluşuyor. Anıtın maliyetinin 400 bin İsviçre franklık kısmının İsviçre Ermeni toplumu, 100 bin franklık kısmının ise Cenevre Belediyesince karşılanacağı belirtiliyor. Ariana Parkını yılda yaklaşık 100 bin ziyaretçi geziyor.
9/11 cilvesi
Üstelik bu kez kastım sadece güvenlik paranoyası da değil.Başlığa dikkat ettiyseniz, bizde o tarih 9 Kasımdır. Oysa Amerikalılar tarih yazarken ayı, günün önüne koyar, “11 Eylül”der.Bendenizin doğum tarihi Beyaz Saraya alaturka bildirildiği için…Pasaportum kapıdan geri çevrildi, içeri girmeme izin çıkmadı.Benzer kaderi paylaşan dört meslektaşla bir saatten fazla bekledik.Ama belki bu sayede ABD güvenlik bürokrasisine yakından tanıklık ettik.Pasaportlar elimizde, Türk delegasyonu kartı boynumuzda…Türk Büyükelçilik görevlileri yanımızda…Bizim biz olduğumuzun tasdikini bekledik. Anlatılana göre normalda 48-72 saat alıyormuş. Bize kıyak çekip 1 saat 10 dakikada tamamladılar.250 metre mesafeden kapıya e-mail attılar. (Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır) Gül Bahçesinin yolu açıldı.
Başkan Obamayı Suriye konusunda dinlerken…
Aklıma kapıdaki rutin güvenlik işkencesinin gelmesi bu yüzdendi.Obama ne diyordu?- Esad gitmeli.Ama, Ne zaman ve nasıl? diye sorulduğunda ekliyordu:- Ben aynısını 2 yıl önce de söyledim, altı ay, üç ay önce de…Sonra da asıl meramına vurgu yapıyordu:- Önemli olan bu istikrardır. Yani Amerikan sistemi Beyaz Sarayın tamamına hakim.Kapıdan Oval Ofise kadar süreçte hiçbir ayrıntı atlanmıyor.Her aşamada fren ve denge gözetiliyor. Amerikan gücü, istikrarla ve kar topu gibi büyüyor.Sonunda önünde kimse duramıyor.***Suriye iki yıl önce sadece bir başlık, iki cümleydi.Bu kez gün boyu mesaiye mal oldu. Gelecek yıl muhtemeldir ki tarihe geçecek.***Usuldendir, alışveriş bilançosu lazımsa…- ABD-Türkiye güçlü ortaklığı teyid edildi.- Başbakan, Gazzeye ve Batı Şeriaya gidecek.- Ekonomik ilişkiler için üst kurul oluşacak.
Evlilik öncesi test ortaya çıkardı
İzmir Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aydan Çelebiler, tek gen bozukluğundan kaynaklanması ve taşıyıcıların tespit edilebilmesi nedeniyle önlenebilen hastalıklar olan hemoglobinopatiler ile talaseminin (Akdeniz anemisi) dünyada en sık görülen kalıtsal kan hastalıkları arasında yer aldığını belirtti.Hemoglobinopatilerin, dünyada en fazla Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında görüldüğünü hatırlatan Çelebiler, söz konusu kalıtsal kan hastalıklarının göçler nedeniyle son yıllarda Almanya, Kanada ve ABD’de de sık görülen hastalıklar grubuna girmeye başladığını kaydetti.Önemli bir halk sağlığı sorunu olan hemoglobinopatilerin önlenmesinde önemli rolü bulunan evlilik öncesi tarama testleri sayesinde “Hemoglobin İzmir” adını verdikleri geni keşfettiklerini vurgulayan Çelebiler, şöyle konuştu:”Hemoglobin molekülündeki genetik bozulmalar, talasemi ile hemoglobinopatilere yol açıyor. Evlilik öncesi tarama testleri ile böyle bir bozukluğun olabileceğini öngörebiliyoruz. Hastanemize başvuran bir çiftin evlilik öncesi talasemi testini yaptık. Rutin test sırasında, farklı ve şimdiye kadar tanımlanmış olanlardan profil açısından farklı bir hemoglobin ile karşılaşınca genin analizini gerçekleştirdik. Aile taramaları yapıldı. Beta globin geninin genetik analizini çıkardık. Şimdiye kadar tanımlanmamış yeni bir varyant hemoglobinin molekül bozukluğuna neden olduğunu tanımladık. Molekül bozukluğuna neden olan yeni bir varyant olduğunu tanımladığımız gen, ‘Hemoglobin İzmir’ olarak tıp literatürüne geçti.”"TÜRKİYE’DE TANIMLANMIŞ 5′İNCİ HEMOGLOBİN TİPİ” Aydan Çelebiler, Türkiye’nin genetik altyapısının zenginliği nedeniyle kan hastalıklarına neden olan daha fazla gen mutasyonu ile karşılaşıldığını söyledi.Türkiye’de 1970′li yıllardan bu yana talasemiye ilişkin genetik çalışmaların sürdürüldüğünü anlatan Çelebiler, “Türkiye’de tanımlanmış hemoglobin tipleri var. ‘Hemoglobin Adana’, ‘Hemoglobin Ankara’, ‘Hemoglobin İstanbul’, ‘Hemoglobin Antalya’, ‘Hemoglobin Hakkari’ ve şimdi de ‘Hemoglobin İzmir.’ Yeni bir varyantı evlilik öncesi testlerde bulmak zaman alır. Adının konması, gebelik öncesi testlerde hızı artırıyor” dedi.Talasemide, taşıyıcı anne ile baba adayının çocuklarının yüzde 25′inin hasta, yüzde 50′sinin taşıyıcı olarak doğma riskinin bulunduğu vurgulayan Çelebiler, evlilik öncesi testlerin hayati önem taşıdığını dile getirdi. (Bu haberin etiketi travesti kelimesisidir) Genetik kan hastalığı talaseminin önlenebilir yapısı nedeniyle ortadan kaldırılabildiğine dikkati çeken Çelebiler, şunları kaydetti:”İtalya, Yunanistan, KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde hastalık sıfıra yaklaştığı gibi Türkiye’de de azaltıldı. Bunda en önemli etken, evlilik öncesi zorunlu tarama testlerinin gündeme alınmasıdır. Türkiye’de halen 400 bine yakın talasemili çocuk, 1 milyonun üzerinde taşıyıcı olarak saydığımız bir grup var. Akraba evliliklerinin de çok olduğunu düşünürsek, evlilik öncesinde yapılan testlerin yalnızca prosedür olmaktan öteye gitmesi gerekiyor. Evlenecek kişilerin, bu testleri yaptırmayı kendilerinin istemesi, sonucunun ne olacağını merak etmesi, bu hastalığın önlenmesi için baş koşul.”
Toplu diyet yapanlar daha çok kilo veriyor
Üstelik araştırma, bu oranın beş kat daha fazla olduğunu ortaya koydu. Houston’dan araştırmacılar, diyet yapanları iki gruba ayırdı. Uzmanlar, üçüncü ve altıncı aylarda kilo kontrolünde bulundu. Kontrol sonucunda topluca kilo vermeye çalışanların, kendi başına kilo vermeye çalışanlardan daha başarılı olduğu görüldü. (Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır) Topluca zayıflayanlarda verilen ortalama kilo 4 kg olurken, tek başına zayıflamaya çalışanların ortalaması 800 gram’da kaldı. DİYETİ BIRAKANLAR GERİ ALIYOR Araştırmanın bir diğer çarpıcı boyutu ise tek başına diyet yapanların, altıncı aydan sonra yani diyeti bıraktıktan sonra tekrar eski kilolarına geri dönmeleri oldu.
Bakanlık tuz ve şekere savaş açtı
Bakanlığın hazırlayacağı Böbrek Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programında şeker ve tuz kullanımının azaltılması, obezitenin önlenmesi, hareketli yaşamın özendirilmesi ve kan basıncının kontrol altına alınması gibi önlemler yer alacak. Böbrek hastalıklarının önlenmesi için hazırlanacak kontrol programının detayları, sağlık bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından düzenlenen çalıştayda ele alındı. Sağlık Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, uzmanlar ve bakanlık yetkililerinin katıldığı çalıştayda, böbrek hastalıklarına neden olan etkenler ve alınacak önlemler masaya yatırıldı. AŞIRI TUZ, ŞEKER, SİGARA, ALKOLE DİKKAT ÇEKİLDİ Çalıştayda, böbrek hastalıklarına yol açan nedenlerin başında gelen aşırı tuz ve şeker tüketimi, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile mücadele edilmesi görüşü ağırlık kazandı. Bu görüş doğrultusunda hazırlanacak Böbrek Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programında, toplumun sağlıklı yaşam tarzı konusunda bilinçlendirilmesi, sağlık sisteminde ise riskli kişilerin tespitine yönelik düzenlemeler yapılması gibi tedbirler yer alacak.EĞİTİM AİLE VE OKULDAN BAŞLAYACAK Sağlıklı yaşam tarzı konusunda bilinçlendirilmesi hedeflenen halkın öncelikle aşırı tuz ve şeker kullanımının zararları konusunda eğitimi hedefleniyor. Eğitimin aile ve okul temelli yürütülmesinin öngörüldüğü planda, obezite, sigara ve alkol kullanımıyla mücadele de ön planda tutulacak.Böbrek Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programında yer alacak önceliklerden biri de risk altındaki kişilere yönelik yeni yaklaşımlar benimsenmesi olacak.Bu kapsamda, böbrek hastalığı gelişimi için risk altındakilerin saptanması, böbreğe zarar verme riski yüksek hastalıklarda etkin izlem ve tedaviyle böbrek hastalığı gelişmesinin önlenmesi, düzenli taramalarla böbrek hastalığının erken evrede saptanması, mümkünse tedavi edilmesi ya da ilerlemesinin engellenmesi veya geciktirilmesi hedefleniyor.Bireylerin, yüksek tansiyonun böbrek hastalığına yol açtığı konusunda bilinçlendirilmesinin de yer alacağı kontrol programında, özellikle 40 yaş sonrası düzenli tansiyon ve kan şekeri ölçümü yaptırılması için tarama programları geliştirilmesi amaçlanıyor.
6-7 ERİŞKİNDEN BİRİ BÖBREK HASTASI
Türk Nefroloji Derneğinin 23 ilde 10 binden fazla kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de böbrek hastalığı görülme oranı yüzde 15,7 civarında. Türkiye’de 7,5 milyon böbrek hastası olduğu anlamına gelen araştırma, her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğunu ortaya koyuyor.Hasta sayısının bu kadar yüksek olmasına rağmen Türkiye’de böbrek hastalıklarının farkındalığı yüzde 1,6 civarında.Türk Nefroloji Derneğinin çalışmasına göre, şeker hastalarında böbrek hastalığı görülme sıklığı diğer kişilere göre 2,5 kat yüksek. Diyalize yeni başlayan hastaların yüzde 37′sinde böbrek yetmezliğinin nedeni diyabet.Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonra gelen ikinci önemli nedeni ise hipertansiyon. Böbrek hastalığı görülme sıklığı yüksek tansiyonu olanlarda yüzde 25,3 iken tansiyonu normal seyredenlerde yüzde 10,6 düzeyinde.Yeni diyalize başlayanların yüzde 28′inde böbrek yetmezliğinin nedeni yüksek tansiyon.TUZA DİKKAT Aşırı tuz tüketimi hem yüksek tansiyon hem de kalp-damar hastalıklarına yol açıyor.Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneğinin çalışmasına göre tuz alımında 6 gramlık artış, sistolik kan basıncını 4-8, diyastolik kan basıncını 2,5-5 “milimetre civa” yükseltiyor. (Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır) Buna karşın toplumda tuz tüketimi çok yüksek düzeyde. Derneğin 2008 yılındaki çalışmasında Türkiye’de günlük tuz tüketimi 18 gram, 2012 yılı çalışmasında ise 14,8 gram bulundu. Çalışma, tuzun yüzde 55,5′inin yemek, yüzde 32′sinin ekmek, yüzde 12,5′inin sofradan alındığını ortaya koydu.
İnönü’nün kale direkleri nereye gitti?
Bu esnada bazı taraftarların da İnönü Stadı’nın kale direklerini yerlerinden sökerek stat dışına doğru taşıdıkları görülmüştü. O direklerin nereye gittiğiyse merak konusuydu.İşte o direklerle ilgili bir iddia ortaya atıldı. Beşiktaşlı taraftarlar maç sonunda o kale direklerini Beşiktaş semtinde dolaştırdıktan sonra Taksim İstiklal Caddesi’ne çıktılar. Buradaki son adresleri ise Demirören AVM oldu. Kale direklerini alışveriş merkezinin önüne koyan taraftarlar burada hatıra fotoğrafı da çektirdi. Hatta bazı taraftarlar ile İstiklal Caddesi’nden geçen vatandaşlar alışveriş merkezi önünde penaltı atışı da yaptılar.
Kemik erimesi nedeni
Sema Aydoğdu, halk arasında yaygın olarak uygulanan popüler diyetlerin, ergenlik dönemindeki gençler tarafından da tercih edilir hale geldiğini söyledi.Gelişme çağındaki çocuk ile gençlerin, vücutlarındaki değişimlerden endişe duyabildiğine işaret eden Aydoğdu, “Genç kızların yağ dokusu, ergenliğin başlamasıyla iki katına çıkıyor. Çocukların vücutlarına ilişkin endişeleri, ailedeki rol modeli, arkadaşları ve medyanın etkisi ile destekleniyor ve kontrolsüz biçimde kilo vermeye kalkıyor” dedi. HIZLI ÇALIŞAN METABOLİZMA ÇOK KALORİ ALABİLİRErgenlik dönemindeki gençlerin, erişkin diyetlerini uygulamalarının önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Aydoğdu, şöyle konuştu:”Genç kızlarda 20, erkeklerde ise 25 yaşa kadar büyüme gelişme dönemi sürer. Bu dönemde beslenme çok önemli. Erişkinlerin günlük zayıflama diyetleri bin 200 ile bin 500 kalori arasındadır ama gelişme çağındaki bir çocuğun alması gereken kalori 2 bin 500. Hızlı çalışan bir metabolizmanın aldığı kaloriyi bin 200-bin 500′e düşürdüğünüzde gelişim dengesi ile hormonal dengeyi bozulur ve yaşamsal fonksiyonlar bundan son derece olumsuz etkilenir. ERGENLİK DİYETLERİ KEMİK ERİMESİ NEDENİErgenlik döneminde erişkin diyetlerinin yapılması gençlerde kemik erimesine neden oluyor. Beden genç olduğu için kemik erimesi aranmıyor, kemik ölçümü alınmıyor. Sağlıklı kemik yapısının oluşmasında ergenlik dönemindeki beslenme son derece önemli. Ergenlikte oluşan kemik kapasitesini hayatımız boyunca kullanıyoruz. İlerleyen yaşlarda alınacak ilaç ve beslenme desteklerinin faydası yok. Bu nedenle beslenme ve sporla kemiğin sağlamlaştırılması son derece önemli. Çocuklar tam bu dönemde, ‘Kilo aldım’ endişesiyle diyete başlıyor, hormonal dengesini bozuyor, kemik yapısı bozuluyor. Gençlerin diyete özenmelerine fırsat vermeden, doğal bir süreçten geçtikleri ve vücutlarının bir süre sonra normal yapısına kavuşacağı anlatılmalı.”"ÇOCUKLARIN KİLOSUNUN SORUMLUSU ANNE BABALAR” Aydoğdu, kontrolsüz uygulanan diyetlerin her yaşta sağlığa zararlı olduğunu ancak ilk gençlik döneminde hatalı beslenmenin vücut üzerinde geri dönüşü olmayan yapısal bozukluklara neden olabileceğini dile getirdi.Erişkinlere yönelik popüler diyetlerin, tek yönlü beslenmeyi destekler yapıya sahip olduğunu anlatan Aydoğdu, “Popüler diyetler, karbonhidratın hayattan çıkarıldığı ve yağ ile protein ağırlıklı ağırlıklı beslenmeyi destekler. Oysa ki yüksek protein, çok erken yaşta böbreklerde yapısal bozukluklara yol açar. Böbrek hastalıkları sinsi ilerlediği için kişinin yıllarca haberi olmaz” diye konuştu.Obezite sorunu bulunan ergenlerin kilo kontrolünde en önemli rolün ebeveynlere düştüğüne dikkati çeken Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:”Anne ve babaların beslenmelerine ve yaşam tarzlarına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Çocuğunun kilo sorunu yaşamasını istemeyen bir ebeveyn, kendisinin nasıl yaşadığını mutlaka sorgulamalı. Obeziteye neden olan hazır yağ, rafine şeker ve karbonhidrat yönünden zengin ayaküstü gıdalardan uzak durulması gerekiyor. Çocuğun, evde pişen yemekle beslenmesi, yaşına uygun 2 bin 500 kalorisini alması ve mutlaka aktivite ağırlıklı bir yaşam tarzına yönlendirilmesi lazım. Popüler diyetlerin hiçbiri uygulanmamalı. Abur cubur, ayaküstü gıdalar, rafine şeker, gazlı ve şekerli içecekleri çocuğun hayatından çıkarırsanız zaten hiçbir şey yapmadan kilo verir.”